Vahşi Doğa Beni Çağırıyor I

vahşi doğa gezi gözlem
vahşi doğa gezi gözlem

Bu hafta sonu şehrin gürültüsünden, koşuşturmasından kaçıp kendimize gelmek için aile meclisinde gezi önerisinde bulundum. İlk başlarda babam biraz bu fikrime işlerinin yoğunluğu ile mesafeli kalsa da lobi çalışmalarım sayesinde onu da ikna etmeyi başardık. Pazar günümüzü araç trafiğinin, gürültüsünün olmadığı bir yerde geçirmeye karar verdik. Ayrıca ortaokuldan birkaç eski arkadaşımın da bizimle gelebilecek olması bonus oldu. 🙂

Pazar günü sabah erkenden yola çıkacağımız için cumartesi akşamından hazırlıkları yaptım. Kahvaltı ve günün geri kalanı için gerekli malzemeleri hazırladım. Ayrıca yedek elbise, her ihtimale karşın pamuk ve yara bandı almayı da ihmal etmedim. Listemi kontrol ettim. Her şey hazır gibi duruyor. Yani hazırız. Güne dair ayrıntıları paydaşlara iletmeyi de unutmadım. Onlar da günün planını kontrol ettiler ve mutabık kaldık. Kalem kağıt üzerinde hazırız. Şimdi bu şablonu güne uygulamak kaldı.

Sabahın ilk ışıkları ile beraber ben de ayaktaydım. Arkadaşlar uyanıklar mı diye mesaj attım. Onlar da benim gibi erkenden uyanmışlar, kendilerine haber vermemi bekliyorlar. Babam uyanık mı diye merak ederken. Telefonum çaldı. Babam eşyaları arabaya yerleştirmiş, aracın rutin(yağ,su) kontrollerini yapmış, bizi arabada bekliyor. Onu haber vermek için aramış. Arkadaşlarımı da evlerinden aldıktan sonra yola koyulduk. Şehir merkezinden uzaklaştıkça bina sayısı ve araç trafiği azalıyor. Geniş asflat yollar daralıyor. Ağaçlar, koyun süreleri bizleri selamlıyor. Zaman zaman yolun ortasında “buralar benim” dercesine dolaşan danalar hızımızı kesiyor. Sonra yine yolumuza gidiyoruz.

Sabah güneşinin etrafı ısıttığı saatlerde araba ile yolculuğumuz son buldu. Artık günümüzü geçireceğimiz yere varmıştık. Bir tarafta çalılar,otlar, ağaçlar ile kaplı tepe, diğer tarafta dere yatağında yılan gibi kıvrılarak uzanan baraj gölü. Açıkcası insanın içini açan bir manzara. Arabadan inince sanki ilk defa nefes alıyormuş gibi ciğerlerime dolan temiz havayı anlatmak mümkün değil.

Güneş yükseliyor, sıcaklık artıyor. Hızlı bir şekilde kendimize baraj gölünün kenarında tek sıra halinde uzanan kavak ve söğüt ağaçlarının arasında bir yer belirledik. Günün kalanında ihtiyaç duyacağımız tüm eşyaları; kahvaltılıklar, yere sermek için kilim, hamak, içecekler, semaver vs. her şeyi nispeten daha az otlu düz bir gölgeliğe taşıdık. Erken kalkmıştık, birkaç saat yolculuk derken karnımız çok acıkmıştı. Bu nedenle hızlı bir şekilde kahvaltı hazırlıklarına başladık. Ben semaver yakma işini üstlendim. Etrafta kuru ot ve çalılar olduğu için kısa bir sürede semaverin bacasından duman tütmeye başladı. Duman azaldıkça semaverden cızırtılar gelmeye başladı. Su kaynamak üzere… Nihayet çay demlendi.

Çay demlenirken doğal şartlarda bir yer sofrası hazırdı bile. Sanırım dün gece hazırlık yaparken kahvaltılık işini biraz abartmışım. Sofrada ne ararsanız vardı. Sanki evin buzdolabını yanımda getirmişim. 🙂

Kahvaltıdan sonra şunu fark ettim. İnsan ne kadar aç olursa olsun midesinin hacmi hep aynı bu yüzden çok acıkan birinin yine de yemeği çok kaçırmaması gerekli 🙂 Anlayacağınız kahvaltıyı biraz fazla kaçırmışım. Haliyle büyükçe bir avı mideye indirmiş piton gibi(konu doğa olunca teşbihte buna uygun olsun istedim) bir kenarda yediklerimizi sindirmek için oturup baraj manzarasına karşı arkadaşlarla beraber çaylarımızı yudumlarken sohbet etmeye başladık. Pubg Mobile, LOL filan derken baktım ki, doğanın ortasında telefonun çekmediği, İnternet’in olmadığı bir ortamda bile teknoloji biz esir almıştı. Etraftaki onca güzelliğe rağmen online oyun muhabbeti yapıyorduk. Sanırım tam da bu anda bende içsel bir aydınlanma oldu. Artık oyun oynamak yerine fiziksel aktivite, gezi, yürüyüş, bisiklet sürme, kitap okuma gibi etkinliklere yöneleceğim. Gelecek planlarım arasında artık bilgisayar oyunları oynamak yerine bilgisayar oyunları geliştirici olmak için programlama dillerini öğrenmek var.

Sanırım gezip-gördüğüm yerleri yazmaktan çok uzaklaştım. Bu yazının ikinci bölümünde gün içerisinde doğada neler yaptığımızı yazacağım.

Ben Bekir Kaan.

Gezip Gördükçe Yazmaya Devam Edeceğim.

You may also like...

1 Response

  1. 20 Eylül 2020

    […] Vahşi Doğa Beni Çağırıyor I okumadıysanız okumak için buraya tıklayınız. […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir