Pedal Gücü, Kasla Git!

Hakkımda yazısını okuduysanız kendime seçtiğim spor aktivitelerin içinde bisiklet turlarının da olduğunu biliyorsunuzdur. Bu yazımda ise bir bisiklet turumu sizinle paylaşacağım.

Perşembe akşamı bisiklet turu üyeleri olarak toplandık ve cumartesi günü yapacağımız turu planlamaya başladık. Turumuz cumartesi günü saat 8 de, şehir merkezinden 50 km uzaklıkta olan dünyaca ünlü Levent Vadisiydi. Cuma günü bisikletin bakımlarını ve hazırlık yapmakla geçti. Menzilimiz uzundu bu yüzden tüm tedbirlerin noksansız olması şarttı.

Sonunda o heyecanlı bekleyiş bitti ve tur günü geldi. Sabah 7 gibi uyandım ve son kontrolleri yaptım. Sularımı doldurdum, bisikletin tekerlerini kontrol ettim ve bütün malzemelerin tam olduğuna emin oldum. Malzemeler; kask, yama seti, pompa, eldiven, gözlük, yedek kıyafet, kulaklık ve yeteri kadar su. Malzemelerimin tam olduğuna emin olduktan sonra saat 7,30 da buluşma yerine doğru harekete geçtim. Yaklaşık 6 km sonra buluşma yerine geldim. Ekibin diğer yarısı ile buluştuktan sonra saat 8.00 da yola koyulduk.

Sabahın serinliği ve yolların sakinliği ile muhteşem bir başlangıç yaptık. Grup olarak turumuza çok enerjik bir giriş yaptık. Şehirden çıkmadan önce fırına uğrayıp kahvaltılık malzeme aldık. Levent Vadisinde yemek üzere çantamıza koyduk ve yolumuza devam ettik. Sonunda şehirden çıkmıştık. Artık önümüzde zorlayıcı yollar bizi bekliyordu. Grup halinde birbirimizden ayrılmadan devam ediyorduk. kulaklığımın tekini taktım ve müzik eşliğinde sakin sakin pedal çevirmeye devam ettim. İlk 20 km böyle sakin geçti. Henüz yorulmamıştık. 20 km’nin sonunda bizi zorlayacak ilk yokuşla karşılaştık. Grup olarak ilk yokuşu tempolu ve kararlı bir şekilde çıktık. 25 km’yi arkamızda bırakmıştık. Ve ilk molamızı verdik. Mola yerimiz bir benzinlikti. Issız yazının ortasında vaha gibi yer alıyordu. Suluklarımızı doldurduk ve elimizi yüzümüzü mini duş alırcasına yıkadık. Tam yola koyulacaktık ki bir grup üyesinin tekerinin patladığını fark ettik. Hızlıca patlak tekeri yamadıktan sonra pedallamaya devam ettik.

Levent vadisine yaklaşırken zurnanın zırt dediği yere geldik önümüzde 20 km’lik dimdik bir yokuş vardı. Güneş iyice yükselmişti ve sıcaklık artmış ve kaslarımıza bitkinlik çökmüştü. Ama yolculuk aslında yeni başlamıştı. Sıcaklık asfaltta 2 kat daha fazla hissediliyordu. Tekerler asfalta yapışıyor, sürtünme artıyor ve yokuş çıktığımızdan dolayı pedal çevirmek işkence haline geliyordu. Hızlı yol alamadığımızdan sürtünmenin etkisi ve asfaltın sıcağı ile tekerlerin aşırı ısınıp hızlı bir şekilde aşınmaya başladı. lastik kokusu da cabası… Öyle ki turun sonunda tekerlekler neredeyse kabak olmuştu 🙂

Zorlu Yokuşu Tırmanırken…

Artık işin rengi değişmişti eğlenceden çıkıp hayatta kalma mücadelesine dönmüştü olay. 20 km’lik yokuşun yarısı bitmişti fakat bizde bitmiştik. Sularımız tükenmişti ve susuz devam etmek bizi daha çok zorluyordu. Zaman ilerledikçe su ihtiyacı daha çok artıyordu. Hem bizim içmemiz gerekiyor hemde lastiklere dökmemiz gerekiyor. Hızlı yol alamadığımızdan sürtünmenin etkisi ve asfaltın sıcağı ile tekerlerin aşırı ısınıp hızlı bir şekilde aşınmaya başladı. lastik kokusu da cabası… Erimeyi engellemek yani tekerin sıcaklığını düşürmek için su gerekliydi. Yokuşun 5 km’lik bir kısmı kalmıştı herkes perişan haldeydi. O anda yolun kenarındaki kayısı satış yeri olan mini bir market gördük. Hiç mini market gördüğüme bu kadar sevinmemiştim. Orada mola verdik ve enerji vermesi kayısı aldık. Sularımızı doldurduk, bisikletlere su tuttuk ve yolumuza devam ettik. Son 2 km kalmıştı biz pedal çeviremeyecek hale geldik. Grup ikiye ayrıldı. Bazı üyeler bisikletten inip yürümeye başladı bazı üyeler ise pedellamaya devam etti. Ben maalesef yürüyen tarafta olmuştum. Bunun nedeni ilk uzun turumun olması olabilir.

Sonunda o zorlu rampa bitti. Levent Vadisi yazısını görmüştük. İşaretin gösterdiği yerden girdik. Karşımızda 2 km’lik bir rampa çıktı ve benim çıkacak gücüm kalmamıştı. O sırada arkamızdan bir pikabın geldiğini gördüm. Elimle dur işareti yaptım yavaşladı ve kontrollü bir şekilde bize yaklaştı. şoföre arkasından tutunmak istediğimizi belirttik. Ve bizim durumumuza acımış olsa gerek kabul etti. O 2 km’yi de o pikap yardımı ile çıktıktan sonra bireysel olarak devam ettik. Artık çok az kalmıştı ancak arkamızda kalan arkadaşlarımızın olduğunu fark ettiğimiz için beklemeye karar verdik. Beklerken fotoğraf çekmeyi ihmal etmedik tabi ki.

Levent Vadisi manzara

Arkada kalan arkadaşlarımız da bize katılınca yolumuza devam ettik. Bir miktar daha yol aldıktan sonra hedeflediğimiz yer olan Levent Vadisine ulaştık. Hepimizde haklı bir mutluluk var. Hatta ne yalan söyleyim en çok sevinen bendim aralarında. Bisikletten iner inmez hemen toprağı öptüm 🙂 Grup üyeleri olarak hep beraber çıkmadan önce aldığımız malzemeler ile kahvaltı yaptık. Kahvaltı yaptıktan sonra biraz etrafı turlamaya başladık. Levent Vadisi Bin 400 rakımda ve tabanından 240 metre yükseklikte bulunan seyir terası. O kadar güzel manzarası var ki insan bu manzaraya hayran kalıyor. Tabi ki bu anıda ölümsüzleştirmeyi unutmadık 🙂

Birkaç saat bu alanda turladık ve fotoğraflar çektik. Ve artık hazırlanıp dönüş yoluna geçmenin zamanı gelmişti. Dönüş için çok endişelenmediğim doğrudur çünkü önümüzde 20 km’lik dimdik bir iniş var. Artık Levent Vadisinden ayrıldık ve yola koyulduk. 3 Km ilerledikten sonra ana yola gelmiştik. Tur üyeleri tam olarak toplandı. Herkes teker ve fren kontrolü yaptı ve yokuştan inmeye başladık. Kendimi o kadar kaptırdım ki hız göstergesine bakmak aklıma bile gelmedi. Ancak bir süre sonra arkamdaki arkadaşım bana hızımız 85 diye bağırdı. İşte o zaman anladım ki çok hızlanmışız. Her şey çok güzel gidiyordu yokuşun yarısını inmiştik. Hızımızı 75′ düşürmüş gidiyorduk. Biraz daha ilerledikten sonra arkadan “Dikkat” kelimesini duydum. Haliyle biraz panikledim ama dikkatimi dağıtmamam gerekiyordu. Arkamı dönüp baktım ve arkamdan bir araç yaklaştığını gördüm. Araç bizi sıkıştırıyordu tehlikeyi anladım ve hemen öndeki arkadaşlara haber bağırmaya başladım. Araç yanıma kadar gelmişti ve sıkıştırmaya devam ediyordu. Neredeyse yandaki bariyerlere girecektim. Araç şoförüne bağırmaya başladık ancak bizi kale almıyordu ve hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam etti gitti.

Yokuş bitti düzlük alana geldik ve şehire doğru ilerlemeye başladık 10 km kalmıştı. Hepimiz yorulmuştuk ve artık bitmesini istiyorduk. Şehirin girişinde bir benzinlikte durduk ve sularımızı tazeledik. Birkaç Km sonra şehire girmiştik ve tur üyeleri tek tek ayrılmaya başlamıştı. Sıra bana geldi bende turla vedalaşıp evin yolunu tuttum. 5 Km sonra eve gelmiştim ve bisikletten indiğimde yürümeyi unutmuş gibiydim. Zor adımlarla eve çıktım. Gerçekten çok yorulmuştum ilk defa bu kadar uzun tura çıkmıştım galiba ondandı. Banyo yaptıktan sonra yemek yedim ve dinlenmek üzere yatağa yattım.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir