Bilgi Sahibi Olmadan Fikir Sahibi Olmak

Bilmek insan oğlunun geçmişten günümüze kadar bilinmezlere karşı giriştiği mücadeledir. Bilginin kaynağı özünde insanın merakında saklıdır. Merak insanı sorgulamaya, sorgulamak insanı araştırmaya, araştırmak da insanı bilgiye ulaştırır. İnsanoğlu elde ettiği bilgiler ve tecrübeler sayesinde nesnelere, kişilere, olaylara karşı bir tutum, davranış, geliştirir. Tüm bunların bileşkesi insanı fikir sahibi yapar.

Günümüz teknolojisinin insanlara sunduğu imkanlar karşılaşılan her sorunla ya da her durumla ilgili olarak daha önceden elde edilmiş bilgiye ulaşmayı mümkün kılıyor. Bu sayede dolaylı olarak bir olay, olgu, kişi hakkında araştırma yapmadan, üzerinde çok kafa yormadan, yaşantı oluşturmadan fikir sahibi olabiliyoruz.(Molla Google’a sormak kâfi) Bir nevi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak gibi… Her ne kadar bu durum bir avantaj gibi görünse de kitle iletişim araçlarına sahip zümreler bu avantajı düşünme tembelliğine* sahip insanların manipülasyonu için rahatlıkla kullanabilir.

Düşünme tembelliği olan insanlar çok fazla kafa yormadan bir konu hakkında kolayca kanaat getirirler. Yani peşin hüküm verirler. Düşüncelerini slogan atar gibi hissi garezlerle saldırgan bir şekilde ifade ederler. Öfkeli bir kalabalığın meydanlarda slogan atması gibi sloganik düşünce** yapısını ortaya koyarlar. Bu tür kimselerle herhangi bir ussal temasta bulunmak çok zordur. Çünkü beyinleri slogan attıkları düşüncenin dışındaki her türlü gerçekliğe kapalıdır.

Böyle insanlar için savundukları görüş manevi bir değer halini alır. Örneğin destekledikleri siyasi partiyi dini bir hüküm olarak kabul edebilirler. Kendi görüşü dışındaki tüm gerçeklere kapalı, kendi endemik dünyalarında yaşarlar. Somut ve kanıtlanmış objektif verilerle tehdit edilmedikleri sürece saldırgan bir davranış sergilemezler. Düşünce sistematiğini kararsız kılacak, denge yapısını bozacak tüm verileri inkar etme, yadsıma, mantığa bürüme gibi savunma mekanizmaları ile bertaraf ederler. Bunu yapmalarının nedeni düşünme tembelliğidir. Yeniden kararlı bir yapıyı oluşturacak entelektüel becerilere(açık fikirlilik, yenilikçilik, okuma alışkanlığı, ispat yöntemleri ) sahip olmayışlarıdır.

Özetle cahillik insanı bilgi sahibi olmadan bir konu hakkında fikir sahibi yapar. Bunun neticesinde insanoğlu hiç karşılaşmadığı bir başka insana kin ve nefret ile dolabilir. Karşısındaki farklı görüşteki insanlara kolaylıkla hakaret edebilir. Gücü ve imkanları dahilinde farklı düşünen insanların haklarını gasp edebilir. Bunu da yaparken kendini haklı görebilir.

İnsanoğlu hayatını doğru referansları ölçü alarak yaşarsa hem kendini hem de dünyasını ihya eder. Hucurat Suresi, 6. ayet: Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu ‘etraflıca araştırın’. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.

Okuyup öğrendikçe yazmaya devam edeceğim.

Bekir Kaan.

You may also like...

2 Responses

  1. Mehmet Eymen HOPUR dedi ki:

    Merhabalar ben hep bu siteden okuyorum ve gerçekten çok faydasını gördüm ve tek kelimeyle iyi iki kelimeyle cok iyi ben bu kadar diyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir